Hukuk Mahkemelerinde Yetki ve Görev: HMK m.1-20
HMK kapsamında görev ve yetki kuralları, genel-özel yetki halleri, kesin yetki, yetki anlaşması ve görevsizlik kararının usul hukuku sonuçları.
Bir davayı açmadan önce iki temel soruyu cevaplamak zorunludur: bu dava hangi mahkemede görülecek (görev) ve o tür mahkemenin hangi coğrafi çevresinde açılacak (yetki)? Bu soruların yanlış cevaplanması en iyi ihtimalle zaman ve para kaybına, en kötü ihtimalle hak düşümüne yol açar. HMK m.1-20 bu iki meseleyi ayrıntılı biçimde düzenler.
Görev: Hangi Tür Mahkeme?
HMK m.1, görevin kamu düzeninden olduğunu ve taraflarca değiştirilemeyeceğini açıkça hükme bağlar. Dava türüne göre görevli mahkeme şu şekilde belirlenir:
| Mahkeme Türü | Görev Alanı | Parasal Sınır |
|---|---|---|
| Sulh Hukuk Mahkemesi | Taşınır/taşınmaz kira, komşuluk, bazı miras davaları | Kanunla belirlenen özel haller |
| Asliye Hukuk Mahkemesi | Genel görevli mahkeme (özel mahkeme yoksa) | Sınır yok |
| Asliye Ticaret Mahkemesi | TTK kapsamındaki ticari davalar | Sınır yok |
| Aile Mahkemesi | Boşanma, velayet, nafaka, soybağı | Sınır yok |
| İş Mahkemesi | İşçi-işveren uyuşmazlıkları | Sınır yok |
Önemli not: Sulh hukuk mahkemesinin görev alanı artık esas itibarıyla belirli dava türleriyle sınırlıdır; parasal sınır esasına dayanan eski düzenleme terk edilmiştir.
Genel Yetki: HMK m.6
Yetki kurallarının başlangıç noktası HMK m.6'daki genel yetki kuralıdır: dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Tüzel kişiler için ise merkez (kayıtlı adres) esas alınır. Bu kural, davacıya değil davalıya yakın mahkemede yargılama yapılmasını öngörür; zira dava açılana kadar davalı henüz taraf değildir ve yük ona bindirilmemelidir.
Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde davacı, davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesini seçebilir (HMK m.7).
Özel Yetki Halleri
HMK m.10-17, genel yetki kuralına ek olarak bazı dava türlerinde farklı mahkemelerin de yetkili olabileceğini düzenler:
| Dava Türü | Özel Yetki Mahkemesi | Dayanak |
|---|---|---|
| Sözleşmeden doğan davalar | Sözleşmenin ifa yeri | m.10 |
| Haksız fiil davaları | Fiilin işlendiği veya zararın gerçekleştiği yer | m.16 |
| Şube işlemlerine ilişkin davalar | Şubenin bulunduğu yer | m.14 |
| Miras davaları | Mirasçının son yerleşim yeri | m.11 |
| Tüketici davaları | Tüketicinin yerleşim yeri | m.6/b (TKHK) |
| Sigorta davaları | Zarar gören kişinin yerleşim yeri | Sigorta mevzuatı |
Bu düzenleme "seçimlik yetki" esasına dayanır: davacı, genel yetki veya özel yetki mahkemelerinden birini tercih edebilir.
Yetki Anlaşması: HMK m.17
Ticari ilişkilerde taraflar, ilerleyen dönemde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar için sözleşmede hangi mahkemenin yetkili olduğunu önceden kararlaştırabilir. HMK m.17 bu imkânı düzenler. Geçerlilik koşulları:
- 1Her iki tarafın da tacir veya kamu tüzel kişisi sıfatını taşıması
- 2Anlaşmanın yazılı biçimde yapılması
- 3Belirli bir hukuki ilişkiden doğan uyuşmazlıkların kapsama alınması
Yetki anlaşması kural olarak münhasır nitelik taşır; yani genel ve özel yetkili mahkemeler devre dışı kalır. Ancak taraflar münhasırlık istemiyorsa bunu açıkça belirtmelidir.
Tüketiciler, işçiler ve küçük pay sahiplerine yönelik yetki anlaşmaları hakkaniyet denetimine tabidir; zayıf tarafı aleyhine sonuç doğuran anlaşmalar geçersiz sayılabilir.
Kesin Yetki: Taşınmaz Davaları
HMK m.12, taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalar ile taşınmaz kirası uyuşmazlıkları için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılmıştır. Bu kural kamu düzenindendir; taraflarca değiştirilemez ve mahkeme kendiliğinden yetkisizliğini tespit etmek zorundadır.
Kesin yetki hükümlerinin uygulandığı diğer alanlar: tüketici davaları, iş davaları (kısmen), icra hukuku uyuşmazlıkları.
Görevsizlik Kararının Sonuçları
Mahkeme görev veya yetkisizliğini tespit ettiğinde görevsizlik/yetkisizlik kararı verir (HMK m.114 vd.). Bu kararın ardından:
- Davacı, kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde dosyanın görevli/yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelidir.
- Bu süre içinde talep edilmezse dava açılmamış sayılır.
- Görevsizlik kararı, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlemesini etkilemez; dava açma tarihi esas alınır.
Pratik öneri: Görev ve yetki itirazı ilk itiraz niteliğinde olup cevap dilekçesiyle birlikte ileri sürülmelidir. Sonradan ileri sürülmesi kural olarak mümkün değildir (kesin yetki hariç).
Pratik Vakalar
Vaka 1 — Yanlış mahkemede açılan taşınmaz davası: İstanbul'da yaşayan davacı, Ankara'daki taşınmazı için tapu iptali ve tescil davasını davalının ikametgâhı olan İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açmıştır. Davalının ilk itirazda yetkisizlik def'i ileri sürüp sürmediğine bakılmaksızın mahkeme, kesin yetki kuralı gereğince dosyayı Ankara'ya göndermiş; iki haftalık sürede davacının talebi üzerine dava nakledilmiştir.
Vaka 2 — Sözleşmedeki yetki anlaşması: İki ticaret şirketi arasındaki dağıtım sözleşmesine "uyuşmazlıklarda İzmir mahkemeleri yetkilidir" hükmü konulmuştur. Alacaklı şirket, borcun ödeme yerinin Ankara olduğunu gerekçe göstererek Ankara'da dava açmıştır. Davalı, yetki anlaşmasına dayanarak def'i ileri sürmüş; mahkeme HMK m.17 uyarınca münhasır yetki anlaşmasını geçerli sayarak dosyayı İzmir'e göndermiştir.
Sık Yapılan 5 Hata
- 1Tüketici davalarında genel yetkiyi uygulamak: Tüketici, kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açma hakkına sahipken dava davalı şirketin merkezinde açılmaktadır.
- 2Yetki anlaşmasının geçerlilik koşullarını görmezden gelmek: Taraflardan biri tacir değilse yetki anlaşması geçersizdir; bu gözden kaçınca dava başka mahkemede sonuçlanabilir.
- 3Görevsizlik kararı sonrası iki haftalık süreyi kaçırmak: Dosyanın yetkili mahkemeye naklini talep etmeyenler için dava açılmamış sayılır.
- 4Ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ayrımını yapmamak: Ticari nitelikteki davaları asliye hukuk mahkemesinde açmak görev itirazına yol açar.
- 5Birden fazla davalıda yetki seçiminin stratejik kullanılmaması: Birden fazla davalının farklı yerlerde bulunduğu davalarda davacı lehine yetki mahkemesi seçilebilirken bu imkân değerlendirilmemektedir.
Kapanış
Görev ve yetki kuralları usul hukukunun görünmez labirentleridir; doğru mahkemenin tespiti, davanın esasına geçilmeden önce çözülmesi gereken temel bir ön sorundur. Özellikle kesin yetki hükümlerinin kamu düzeninden olması, bu kurallara uyulmamasını davanın seyri açısından ciddi riske sokar. Dava açmadan önce bir avukattan görev ve yetki değerlendirmesi almak, ilerleyen aşamalarda yaşanabilecek zaman ve maliyet kayıplarını önlemenin en güvenilir yoludur.
Usul Hukuku alanında dilekçe üretmek veya içtihat aramak ister misiniz?
Hukuk Asistanı'nı Dene →Yasal Uyarı: Bu yazı yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. İçerik Hukuk Asistanı tarafından oluşturulmuştur; aktarılan Yargıtay kararları özet niteliğindedir, resmi karar metinleri için ilgili mahkeme kayıtlarını esas alınız. Spesifik hukuki durumunuz için lütfen bir avukattan görüş alınız.
Bu konuda dilekçe oluşturmak ister misiniz?
Dilekçe üretimi, Yargıtay içtihat araması, sözleşme analizi ve KVKK uyum kontrolleri — Türk avukatlar için tasarlanmış yapay zeka platformu.